ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARDA MÜKEMMELİYETÇİLİK ANLAYIŞI

Mükemmeliyetçilik; bireyin kendisi ve ya başkaları için standartlarını en üst limitte tanımlaması ve bu standartlardan taviz vermemesi ve korumaya çalışma çabasıdır. Çoğu zaman bu standartlar kişinin kendisi için bile ulaşılması zor seviyelerde olabilmektedir. Bireyin kendisi ve toplumla uyumu için bir tatmin olma noktası oluşturması doğru gibi gözükse de, bu noktanın en yüksek seviyede olması ve ulaşılmasının zorluğu kişide bir takım psikolojik ya da sosyolojik problemlere sebep olabilmektedir.

Üstün yetenekli çocuklarda mükemmeliyetçilik durumu sıkça görülen bir durumdur. Bu durum üç şekilde görülebilmektedir:

  1. Birincisi kendi tutum ve davranışlarında ki mükemmeliyetçi yaklaşımdır.

  2. İkincisi ise kendisi dışındaki insanlardan ve çevresel şartlardan beklediği mükemmeliyetçilik anlayışıdır.

  3. Üçüncüsü ise toplumun bireyden beklediği mükemmeliyetçi tutum ve davranışlardır.

Mükemmeliyetçilik kişiyi en iyiyi en doğruyu yapma noktasında motive ediyorsa faydalı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tarz insanlar kapasitelerini sonuna kadar zorlamaktan çekinmezler ve yanlış yapma korkuları da yoktur. Başkalarının ne düşündüğü ile ilgilenmezler. Sağlıklı olan yapı da budur.

Üstün yetenekli çocuklarda bu üç farklı durum görülmekle birlikte en sık karşılaşılan durum ailenin ve çevrenin bireyden beklediği mükemmeliyetçiliktir.

Bu yapıları sırasıyla ele alalım:

  1. Kişinin kendisinden kaynaklı mükemmeliyetçi yaklaşım: dikkat ve kontrol mekanizmasını ve sorgulamayı azaltan bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstün yetenekli çocuklarda en çok karşılaşılan durum ise sınavlarda çok basit hataların yapılmasıdır. Bu çocuklar en doğruyu yaptıklarını düşündükleri için kontrol etme ihtiyacı hissetmezler, geriye dönük sorgulama yapmazlar. Bu durum da akademik başarılarının düşük çıkmasına sebebiyet vermektedir.

  2. Kişinin çevreden beklediği mükemmeliyetçilik yaklaşımı daha farklı durumlara sebebiyet verebilmektedir. Üstün yetenekli çocuklarda uyum problemleri yaşayabilmektedir. Toplum tarafından anlaşılamama, yalnızlık hissiyatları yüksektir. Bunun üzerine beklentileri karşılanmayınca stres ve kaygı bozuklukları, ileri aşamalarda psikolojik sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır.

  3. Üçüncü durum en sık karşılaşılanıdır. Üstün yetenekli çocuk üzerinde, gerek ailesi gerek çevresi tarafından oluşturulan sosyal bir baskı vardır. Birey den her zaman en iyi davranışlar ve tutumlar beklenir. Bu da üstün yetenekli çocuklarda ciddi derecede kaygı durumu oluşturmaktadır. Beğenilmeme, sevilmeme, toplum tarafından dışlanma korkusu, zaten var olan uyum problemlerinin üzerine eklendiğinde daha farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Üstün zekalı çocuklarda çevre beklentisi kaynaklı başarısızlık korkusu, kolaya kaçma davranışına zemin hazırlamakta, var olan kapasitelerini kullanmamalarına yol açmaktadır. Bu çocuklar riske girmek istemezler ve normal düzeydeki akranlarının başarı seviyelerini çok daha rahat yakaladıkları için kolay olana yönelirler. Bu durum üstün yetenekli çocuğun toplum içerisinde yer edinme çabasından kaynaklanmaktadır.

Bu tarz çocuklar da yapılması gereken en önemli görev ailelere düşmektedir. Aile bu noktada çocuğa karşı olan tutum ve davranışlarını değiştirmeli, her insanın hata yapabileceği, bu noktada kendi yaşantılardan örnekleri çocuğa aktarmalı, her türlü durumda çocuklarının arkalarında olduğunu hissettirmelidir.

Unutmayalım üstün yetenekli çocukların da kabul görmeye ve mutlu olmaya ihtiyaçları vardır.

Tufan ERBAY

Psikolojik Danışman

319 görüntüleme