ASİL BİREYLERİN TEMELİ

Evliliğin ve eğitimin esas varlık sebebi insan yetiştirmektir. Anne babalar çocuklarının ilk ve en değerli öğretmenleridir. İlk ve en değerli bilgiler önce aile ortamında edinilir. Çocuklarımızı yetiştirirken bir çok hedefimiz vardır. Bunlardan biri de asil bireyler yetiştirmek olmalıdır.

Asil bireyler yetiştirmenin temelinde öz bakım, öz denetim ve zihinsel becerilerinin gelişmesi yatar.

Öz denetim becerileri gelişmiş bir birey toplumda işlev görebilecek davranışlarını, duygularını arzularını düzenleyebilme becerilerini edinmiş demektir. Aynı zamanda toplumda kendine yer edinmiş kişidir. Bu bireyler daha huzurlu, kendisiyle ve çevresiyle daha barışıktır.

Öz bakım becerileri ise kendi işini yapabilecek düzeye geldiğinde ona fırsat sunma ile gerçekleştirilir. Yani bu becerileri geliştirmesini sağlamak, becerileri edindiğinde müdahale etmemek gerekir. Ayakkabısını giyebilen, yemeğini yiyebilen, temizliğini yapabilen çocukların bahsettiğimiz becerileri gelişmiştir. Çocuk yavaş giyiyor diye kıyafetini ayakkabısını giydirmek yerine hazırlanması için daha çok zaman vermek gerekir.


Beden imajı önemlidir. Burada değinilmek istenen kusursuz bir vücut görüntüsü ya da yüz güzelliği değildir. Çocuk, aynaya baktığında kendi görüntüsünden hoşnut olmalıdır. Çocuğun kirli kıyafetler, pijamalar ve dağınık saçlarla dolaşmaması, sadece dışarı çıkarken değil ev ortamında da temiz ve düzenli olması, güzel kokması teşvik edilmelidir. Bu durum hem kendisine hem de ev halkına olan saygısını gösterir.


İletişim becerileri kuvvetlendirilmelidir. Bu becerileri gelişmiş bireyler hakaret ve aşağılama ifadelerinden uzak dururlar. Ses tonumuzu yükseltmemek, emir vermemek, tehdit ve hakaret etmemek, doğru olan ifade şeklini çocuğun öğrenmesini sağlar. Korkutmak ve sınırlandırmak esnek düşünebilme, üretebilme becerilerini köreltir. Alaycı konuşmalar özgüven göstergesi değildir.


Çocuğun sevildiğini hissetmesi kibar söz ve davranışlarla olur. Başta hakaret edilen çocuğa sonra "prensim-prensesim" denmesinin bir anlamı olmayacaktır. Çocuklar tutarsız sözler karşısında tutarsız davranışlar sergilemeye devam eder. Çocuğa "İyi ki hayatımızdasın, bizim için değerlisin" gibi pozitif ifadeler şen ve mutlu bir sesle beden dilimizi de dahil ederek kullanılmalıdır.


Yemek ayırt etmeyen, sevmese bile belli ölçüde yemesi teşvik edilen çocuklar hem yemeğe hem yemeği yapan kişiye hem de ailenin geçimini sağlayan kişilere karşı saygı göstermiş olduğunun bilincinde olacaktır.


Bilgi edinmenin kıymetini anlamalarını sağlamak için yanında kitap okumak, edindiğimiz bilgileri paylaşmak, çocuğun edindiği bilgileri bizle paylaşmasını teşvik etmek önemlidir.


Sahip olduğumuz ahlaki, dini ve milli değerleri öğretmek yaşadığı yere aidiyeti artırır, kendini bir yere ait hisseden bireyler her zaman daha güçlü ve daha mutludur. Bu gibi değerlere dikkat edersek asil bireylerin sayısı asil nesiller olarak artacaktır.


Tuba Eker Ünal

Klinik Psikolog

81 görüntüleme