ZEKA TESTİ YAPTIRMAK DOĞRU MU?

Özellikle son günlerde de zeka testlerinin doğruluğu ve yanlışlığı gündem konusu oldu. Uzmanlar tarafından iki görüş mevcut; bunlardan ilki, zeka testi yaptırdıktan sonra üstün zekalı tanısı alan çocukların gelişiminin sekteye uğrayabildiğini dile getirdiler. Gelişimlerinin sekteye uğramasının açıklaması olarak da; üstün zeka tanısı almış çocukların kendilerini yaşıtlarından üstün görmeleri ve ilerleyen yaşlarında da çocuklara bu yaklaşımla devam edildikçe yaşantılarını kolaylaştırmaktan ziyade zorlaştırabileceği üzerine yorumlar yapıyorlar. İkinci görüş ise; zeka testleriyle çocuğun keşfi yapılıp ardından eğitim programının nitelikli düzenlendiği takdirde çocukların gelecek yaşantısında başarıyı yakalayabileceğini savunmakta.


Birinci görüşteki uzmanların çekinceleri üstün zeka tanısı aldıktan sonra çocukların ailesi ve sosyal çevresi tarafından durmadan ‘sen en iyilerindensin’, ‘sen bu işleri çok kolay bir şekilde halledebilirsin’, ‘arkadaşlarına öncülük etmelisin çünkü onlardan daha zekisin’ gibi söylemlerle çocukların kendilerini geliştirmesinden ziyade kendilerini yaşıtlarından üstün görmesine yol açabileceğini dile getiriyorlar. Bu yaklaşımla büyütülen çocuklar için dile getirilen görüşe katılmamak elde değil. Eğer bu tarz bir çocuğunuz var ve söylemlerinizde bu yöndeyse çocuklarınız kendilerini geliştirmek yerine hep daha iyi olduklarını kendilerine telkin edecek, sosyal ortamlarında liderlik yarışlarına amansız bir şekilde katılmaya başlayacaklar ve çalışmaya yönelik herhangi bir adım atmayacaklardır.


Bu durum sadece çocuklar içinde geçerli değil. Şöyle bir örnek verelim; yetişkin bir bireyin çalıştığı ortam ve ekipte sürekli kendisine birileri hep ‘en iyisi’ olduğunu düşünür ve dile getirirse, iş ortamında belirli bir yerden sonra birey problem yaşamaya başlayacaktır. Her zaman kendi fikrinin doğru olduğunu kendisine ve ekip arkadaşlarına kabul ettirmeye çalışacak, liderlik özelliklerine soyunacak ve ekibi huzursuz edecektir. Bitirilmesi gereken ufak işler bile uzun tartışmalara dönecek ve işler tamamlanamayacak durumlara gelecektir. Çocuklar içinde bunu çok farklı düşünmemek gerekiyor. Sürekli olarak ‘derslerinde daha iyisin’ gibi söylemler çocukların ders çalışma motivasyonlarını arttırıcı bir etken olmaktan çıkacaktır.


Bu konuyla ilgili bir araştırma olarak Columbia Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Carol DWECK’in bir çalışması mevcut; Bu çalışmada okulda 400 tane 5. Sınıf öğrencilere uygulanan yarı deneysel bir çalışmadır. Çalışmanın içeriği; Bütün çocukların kolayca yapabileceği bir yapboz egzersizi ile başlıyor. Çocukları iki gruba ayırıyorlar; birinci gruptaki çocuklara “Bu konuda çok zeki olmalısın” diğer gruptaki çocuklara ise “Gerçekten çok çalışmış olmalısın” şeklinde geribildirimde bulunuyorlar. İkinci turda ise bu iki gruba iki tane seçenek sunuyorlar; seçeneklerden biri ilk yaptığından daha zor olacak başka bir yapboz çalışması, ikincisi ise ilk yaptığı gibi basit bir yapboz çalışması idi. Çabaları için övgü alan çocukların %90’ı daha zor olan seçeneği isterken zekasına övgü alan çocukların basit olanı seçtikleri gözlendi. İlk uygulamada çalışmalarına takdir gösterilen çocukların %30 oranında daha iyi sonuçlar elde ettiği ve yaptığı uygulamadan keyif aldığı gözlenirken Zekalarına övgü alan çocukların uygulama esnasında gerginlik düzeyleri artmış, başarısızlık inançları tetiklenmiş olarak gözlendiler. Zekasına övgüler verilen çocukların kendilerinin zeki olmadığının ortaya çıkmaması için daha risk alması da araştırmanın diğer sonuçlarından biri olarak yorumlandı.


Peki bu saydıklarımıza göre zeka testinin yaptırılmasının doğruluğu üzerine aklınızda bir takım sorular belirebilir. Zeka testi yaptırmak bir çocuğun sadece keşfedilmesine yardımcı olan klinik bir ölçüm bataryasıdır. Asıl iş tanılanmış çocuğun sonrasında göreceği eğitim ve gelişimdir. Bu sebeple zeka testini size ve çocuğunuza vizyon katacak bir kurum ya da şahıslar tarafından yapılıp detaylı bir geribildirim almanız oldukça önemlidir. Aldığınız geribildirimler sizlere sadece yeni açılan bir yolun kapısını aralar. Testi yaptırdığınız kurumun veya sonrasında başvuracağınız kurumların eğitimlerinin ne kadar çeşitli ve yarar sağlayıcı olduğunu araştırmazsanız çocuğunuzun gelişimine katkı sağlamamış olur onu sadece keşfetmiş olursunuz.


Birey gelişimi üç farklı kategoride belirli bir olgunlaşmaya doğru ilerler. Bunlar; 1. Zihinsel Gelişim, 2. Fiziksel Gelişim ve 3. Duygusal Gelişim. Üstün zeka tanısı almış bir çocuğun sadece akademik olarak gelişimini önemsemek yanlış bir tercih olur. Bu çocukların akademik gelişimlerini desteklerden duygusal ve fiziksel gelişimlerini göz ardı etmemek gerekir. Çocuğunuzun eğitimini planlarken bu saydığımız 3 kategorinin hepsine özen göstermelisiniz.


İnsan gelişimi ömür boyu devam eden bir süreçtir. Tanı almış bir üstün zekalı çocuğun eğitimi için yaşadığınız bölgede sizin ve çocuğunuzun gelişimlerine katkı sağlamak adına vizyon sahibi olan kurumlarla yakın temas içerisinde olmalısınız. Üstün zekalı çocukların gelişimlerine yönelik farklılaştırılmış eğitimler ülkemizde henüz yeni yeni kendisini gösteren bir alan. Bu sebeple kendisini bu alana adamış dernek, vakıf ve eğitimcilerin sürekli peşinden gitmelisiniz.


Bir dipnot olarak; Prof. Dr. İlber ORTAYLI ile yapılan bir söyleşide, İlber Bey’in hep kaliteli kişilerden eğitim aldığı için bugün burada olduğuna yönelik bir yorum gelmişti. İlber Bey ise bu yoruma şu şekilde cevap verdi; ‘Evet hep en iyi kişilerden ders aldığımı bende düşünüyorum ancak o hocaların hiç birisi bana gelmedi. En iyileri hep ben aradım, buldum ve peşlerinden gittim.’


Bir çocuğun eğitimi için öncelikle ailenin sonra eğitimcilerinin ve sosyal çevresinin ne kadar etkili olduğu unutulmamalıdır.


M. Türkay NOGRATLI

Klinik Psikolog

331 görüntüleme